Özgür Özel’den ‘mutlak butlan’ açıklaması: Kılıçdaroğlu aradı, dönmedim.
“Mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini aradığını belirten Özel, “Çok fazla telefon geldi, arayanlar arasında Kılıçdaroğlu da var. Henüz kendisine dönmedim. Kendisi ile ne konuşacağız?” dedi.
Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları:
2023’te Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya, çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi. Bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o gün, o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.
“BİZE GÜVENİN BOŞA OLMADIĞINI GÖSTERDİK”
Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik, en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz ben de hatırlıyorum. O koca salon, aşağıda yerini almış delegeye saatlerce ‘delege sokağın sesini’ diye bağrıldı. O delege kabine girdi. Vicdanının, evladının, berberinin, sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi. Hiç huyumuz, haddimiz değildir, şu kadar kibir yapmadık. Galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. O günlerde şunu söylüyorlardı ‘Sana devlet geldi mi?’ ‘Devlet dediğin binadır’ dedim. ‘İzin aldın mı’ dediler. Biz müesses nizamın çomağına orada sopayı soktuk. Kimsenin onayını almadan değişebileceğini, Türkiye Cumhuriyetinde bir siyasi parti genel başkanını yarışla değiştirebileceğini Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik. Biz onay vermeden, bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece CHP’ye ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaşa açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu. 4 ay vardı. Sözümüz vardı. Ecevit 70’lerde girdiği dört seçimden bu partiyi birinci çıkardı, biz de yapmazsak bu işi bırakacağız demiştik. Büyük özgüvenle yerel seçimlerde adayları belirledik, ittifak aradık. Kötü ses işittik asla cevap vermedik. Sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını gösterdik.
“EKREM’E SIRTIMI DÖNSEYDİM, BENDEN İYİSİ YOKTU”
Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesi. Adalet ve Kalkınma Partisi, milli irade derken, kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyor. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar, hazmedemediler. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart’ta sivil darbeye kalkıştı. 25, 5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu. Bize, ‘Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara’ya dön, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.’ diyorlar. Ben, partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuğunda oturmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Sarayın icazetiyle o koltukta oturmam. Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave eden kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı olarak belirleme. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, benden iyisi yoktu.
“KILIÇDAROĞLU İLE NE KONUŞACAĞIZ?”
Yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün CHP’de ‘Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız’ diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefonu açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir.
Ben genel merkezdeyim, arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesiyle, gündüzüyle genel merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane’ye sahip çıktıysak, genel merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir.
İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye’deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı öyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz, kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye mahkemeleri falan karar veremez.














