Türkan Şoray: Hayatım film olsa adı ‘Sinemam ve Kızım’ olurdu
Bayram dendiğinde aklınıza ilk gelen ne olur?
Bayram deyince aklıma hemen çocukluğum gelir. Bayramları heyecanla beklerdik. Yeni giysiler alınır mı diye yaşadığımız o heyecan… Ergen olana kadar büyüklerimizi ziyaret, el öpmeler… Yediğimiz lokumla, elimize mendille sıkıştırılan bayram harçlıkları… Bu anılar hep taptaze. Çünkü çocukluğumda en mutlu olduğum günlerdi.
Şu an o eski bayramların tadı var mı sizce?
Maalesef ki birçok değeri yitirdiğimiz gibi bayramların da eski tadı yok. Yaşamın gittikçe zorlaşmasından olsa gerek, insanlar bayramlarda tatile gitmeyi, dinlenmeyi tercih ediyor. Ama ne iyi ki hâlâ bu bayram geleneğini sürdürenler de çoğunlukta.
Sizin evde bayramlar nasıl geçer?
Kardeşlerimle annemi ziyarete kabristana gideriz. Ondan sonra kardeşlerim ve kızım bir arada oluruz. Bir yere gitmeyi hiçbir zaman düşünmem.
Bayram sizin için daha çok affetmek mi, kavuşmak mı yoksa şükretmek mi demek?
Bayram geleneğinin güzelliği; insanların kucaklaşması, barışması, paylaşmasıdır. Yani yardımlaşma duygusu çok değerlidir.
BABAMIZIN YOKLUĞUNDAN SICAK YUVADA BÜYÜMEDİK
Aile kavramı sizin için ne ifade ediyor? Nasıl bir çocukluktu sizinki?
Aile kavramı deyince; güven duygusunun getirdiği rahatlık ve mutlulukla yaşanan yuva derim. Yani sıcak bir yuva. Sıcak bir aile ortamında büyümek çok önemli. Maalesef ki her çocuk bu şansa sahip değil. Kardeşim ve ben de maalesef annemin dişi bir kuş olarak çabasına rağmen, babamızın yokluğundan dolayı o sıcak yuva ortamında büyümedik. Annemin bütün çabasına rağmen öyle olmadı…Günümüzde de terk edilmiş çocuklar var. İlgilenilmeyen, sokağa kendi haline bırakılan, sevgiden yoksun çok çocuk var. Keşke o çocukların her birine bir dokunabilsem, gülümsetebilsem onları…
YAĞMUR’UN KAHKAHALARI EN BÜYÜK MUTLULUĞUM
Çok sevilen ve merak edilen sanatçıların başında geliyorsunuz. Türkan Şoray’ın bir günü nasıl geçer?
Evde vakit geçirmeyi seviyorum. Kendimi oyalayacağım gerçekten çok şey var. Mesela gazetelerim. Haberleri sosyal medyadan takip etmiyorum. Dört-beş tane gazete var, onları köşe yazılarına kadar okuyorum. Ara sıra resim yapıyorum. Kitaplarım üst üste duruyor. Birine başlıyorum, yarısına kadar geliyorum. O kadar açım ki okumaya, heyecanla öbürüne başlıyorum. Bu sefer iki kitabı bir arada bitirmeye çalışıyorum. Kitaplarla böyle mücadelem var.Ondan sonra kardeşlerimle buluşuruz. Nazan bana gelir, vakti olduğu zaman en küçük kardeşimiz Figen de gelir. Biz üç kız kardeşiz. Figen anne bir baba ayrı kardeşimiz ama yani canımızdır, annemizin emaneti, çok severim. Bir de kızım Yağmur’la evde olmak beni çok mutlu ediyor. Onun odasından gelen sesleri, kahkahaları, konuşmasını duymak en büyük mutluluğum oluyor.
Sizin hayatınız film olsa, o filmin adı ne olurdu?
Benim hayatımı dolduran, Yağmur’a kadar olan süreçte sinemaydı. Ondan sonra Yağmur oldu. Bu yüzden “Sinemam ve Kızım” olabilirdi.

Böyle bir film çekilse sizi kim canlandırırdı peki?
Beni seven, kendini bana benzeten, esmer güzeli kadınlarımızdan herhangi biri oynayabilir, çünkü ben de onlardan biriyim.
AŞKTA EMEK ÇOK ÖNEMLİ
Onca projede yer aldınız ama “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın kalplerdeki yeri bir başka. Sizce bunun sebebi nedir?
Âşık olduğu, kendisine ihanet eden erkekle, yapayalnız kalmışken ona el uzatan, güven veren erkek arasında kalan bir kadın… Aşkı mı, ona emek veren erkeği mi seçecek? Bu durum seyirciyi etkiledi diye düşünüyorum. Ayrıca filmin müziği çok etkili, olağanüstü ruh kattı filme. Senaryosu çok başarılı. Zaten hikâye çok köklü bir hikâye. Cengiz Aytmatov’un hikâyesi. Ve yönetmeni Atıf Yılmaz çok değerli bir yönetmen.Müzik, hikâye, yönetmen, mekân, doğal güzellik, oyuncuların başarısı… Hepsinin bir araya gelmesiyle unutulmaz, ölümsüz bir film çıktı ortaya. Bir de emeğin her alanda olduğu gibi aşkta da önemli olduğunu gösteriyor. Emek aşkta da çok önemli. Ve emeğe olan saygının da etkisi var diye düşünüyorum.
Peki sizin için de yeri ayrı mı bu projenin?
– Ayrım yapamam, çünkü hepsine aynı emek verildi. Hepsine aynı heyecanla çalışmaya başladığım için o ayrımı yapamıyorum ama hissedebiliyorum. Yani “Bu filmi yapıyorum ama bu film muhteşem olacak, insanların kalbine dokunacak” diyorum. Veya “Bu filmi yapıyorum ama eh işte, ortalama olacak” diyebiliyorum.
Hayatım film olsa adı ‘Sinemam ve Kızım’ olurdu
OYUNCULUĞA BUGÜN BAŞLASAM ÖNCE EĞİTİM ALIRDIM
Geçmişe dönüp baktığınızda, içinizde ukde kalan ne var?
Oo çok şey… Mesela çok iyi piyano çalmak isterdim. Çok seviyorum müziği. Akademik eğitim almak isterdim. İmkânım olsaydı birçok köye okul yaptırmak isterdim. Bir de o okullarda öğretmen olabilmek isterdim.
Kariyer yolculuğunuza bugün yeniden başlasaydınız, yine aynı yoldan mı giderdiniz?
Benim kariyer yolculuğuma başlama şartlarıyla bugünkü şartlar çok farklı. Bugün sinemaya başlamış olsaydım, ilk önce oyunculuk eğitimi alırdım. Ondan sonra başlardım.














