Savaş sonrası altın çağı mı başlıyor?
Küresel piyasalarda altının konumu yeniden gündeme gelirken, merkez bankalarının fiziki altın alımları dikkat çekiyor. Altının küresel rezervlerde ABD Hazine tahvillerini geride bırakması, değerli metalin yalnızca yatırımcılar açısından değil, ülkeler ve merkez bankaları açısından da stratejik önemini artırdığını gösteriyor.
Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman, son dönemde jeopolitik gerilimler ve ekonomik gelişmelerin hız kazanmasının finansal varlıklarda daha sert fiyat hareketlerine yol açtığını belirtti. Ferman, altın ve gümüşte yaşanan yükselişlerin ardından piyasalardaki gelişmelerle birlikte kazanımların önemli bölümünün kısa sürede geri verildiğini söyledi.
FED BEKLENTİLERİ ALTININ YÖNÜNÜ ETKİLİYOR
ABD’de açıklanan istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, FED’in para politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendirdi.
Ferman, piyasadaki genel beklentinin FED’in faiz artırma ihtimalinin güçlenmesinin altın üzerinde baskı oluşturacağı yönünde olduğunu belirtti. Güçlenen doların da altının yükselişini sınırlayan önemli unsurlardan biri olduğunu ifade eden Ferman, son dönemde değerli metal üzerinde yeniden aşağı yönlü baskı oluştuğunu kaydetti.
Ferman, ABD Başkanı Donald Trump’ın FED’in faiz indirimi seçeneğini değerlendirmesi gerektiğine ilişkin mesajlarının da piyasa beklentilerini değiştirmeye yönelik olduğunu söyledi. Bu açıklamaların, faiz artışlarının önünü kesmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
PETROL FİYATLARI İÇİN 40 DOLAR BEKLENTİSİ
Ferman’ın değerlendirmesinde petrol fiyatları da öne çıktı. ABD Hazine Bakanı’nın, barışın sağlanması ve yeni kaynakların devreye girmesiyle petrol fiyatlarının 40 dolar seviyelerine kadar gerileyebileceği yönündeki açıklamasını hatırlatan Ferman, ABD’nin önemli tedarikçilerden biri haline gelmesinin de enerji piyasaları açısından dikkate değer olduğunu söyledi.
ALTIN VE PETROLÜN SAVAŞLARLA DEĞİŞEN İLİŞKİSİ
Savaşlar ve jeopolitik gelişmeler, altın ile petrol arasındaki ilişkiyi de yeniden gündeme taşıdı.
Savaşların başlamasıyla altının yükselmesinin beklendiğini ancak petrodolar sistemi nedeniyle bazı dönemlerde fiyatların beklentilerin aksine aşağı yönlü hareket ettiğini belirten Ferman, doların gelecekteki seyrinin altının yönü açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.
ALTINDA YENİ YÜKSELİŞ BAŞLAYACAK MI?
Altının yılın son çeyreğinde yukarı yönlü seyrini sürdürmesi konusunda önemli bir tereddüt bulunmadığını belirten Ferman, buna karşın yatırımcıların sert fiyat hareketlerine karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Altın fiyatlarında kısa süre içerisinde 100 ila 150 dolar arasında iniş ve çıkışlar yaşanabildiğine dikkat çeken Ferman, fiyat hareketlerinin hem hızlandığını hem de işlem aralıklarının genişlediğini söyledi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KÖRFEZ’DEKİ GERİLİM TAKİPTE
Ferman’a göre altın piyasasının geleceğinde jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek.
Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes ve çözüm arayışlarının sürdüğünü belirten Ferman, buna karşılık Körfez’de çatışmaların yeniden hız kazandığına dikkat çekti. Piyasaların birbiriyle çelişen haber akışlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Ferman, artan jeopolitik belirsizliklerin güvenli liman olarak görülen altına yönelik talebi etkilediğini söyledi.
ÇİN’DEN YENİ EKONOMİK ŞOK UYARISI
Ferman, küresel ekonomide Çin’in artan etkisine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
G20 zirvesinde Çin’in muhalefeti nedeniyle ortak sonuç bildirgesi yayımlanamadığını belirten Ferman, Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ülkenin Çin’in yeni bir ekonomik şok dönemine girdiğini ve dünyanın buna hazırlıklı olması gerektiğini düşündüğünü aktardı.
2007 sonrasında yaşanan Çin şokunun bol ve ucuz üretim üzerinden geliştiğini belirten Ferman, Çin’in zamanla fason üretimden uzaklaşarak yenilikçi teknolojilere ve marka oluşturmaya yöneldiğini söyledi.
Ferman, 2018 ve pandemi sonrasında Çin’in özellikle otomotiv sektöründe ABD ve Avrupa üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin Çin ile ticaretinde de dikkat çekici bir dengesizlik bulunduğunu belirten Ferman, Türkiye’nin 1 dolarlık ihracatına karşılık Çin’den 12 dolarlık ithalat yaptığını söyledi.
Çin’in yeni dönemde jeopolitik gerilimler içerisinde etkisini artıracak yeni adımlar atmaya hazırlandığı yönündeki değerlendirmelerin, ticaret savaşlarının yeniden hızlanıp hızlanmayacağı sorusunu gündeme getirdiğini kaydetti.
MERKEZ BANKALARI FİZİKİ ALTINA YÖNELİYOR
Jeopolitik gerilimlerin artmasıyla ülkelerin fiziki altın rezervlerine yönelik hamleleri de dikkat çekiyor.
Ferman, Hollanda’nın Kanada ve ABD’deki fiziki altın varlıklarının üçte birini Londra borsasına geri çektiğini ve bu kararın gerekçesi olarak artan jeopolitik gerilimlere dikkat çekildiğini söyledi. Bu gelişmenin devletler ve merkez bankalarının altına yaklaşımındaki değişimi gösterdiğini belirten Ferman, fiziki altının yeniden stratejik bir varlık olarak görülmesinin önemli bir sinyal olduğunu ifade etti.
Ferman, dolar dahil birçok para biriminin itibari para niteliğinde olduğunu belirterek, para sisteminin merkezinde bulunan kurumların fiziki altına yönelmesinin yatırımcılar açısından dikkat çekici olduğunu söyledi.
Merkez bankalarının altın alımlarının vatandaşlar ve kurumlar açısından da önemli bir mesaj olarak algılandığını belirten Ferman, fiziki altına dönüşün arkasındaki temel nedenlerden birinin para sistemine ilişkin tartışmalar olduğunu ifade etti.
OVP’DE ENFLASYON MESAJI: ALTIN TALEBİ SÜREBİLİR
Türkiye’nin yeni Orta Vadeli Programı’nı da değerlendiren Ferman, programdaki enflasyon beklentilerinde beklenen iyileşmenin görülmediğini söyledi.
Bu durumun vatandaşların enflasyona karşı altın üzerinden korunma alışkanlığını sürdürmesine neden olabileceğini belirten Ferman, yakın vadede değerli metallere yönelik ilgiyi değiştirecek güçlü bir gelişme görülmediğini ifade etti. Altının enflasyona karşı korunma aracı olarak önemini koruyabileceğine dikkat çekti.
YENİ OVP BÜYÜMEYE ODAKLANIYOR
Yeni OVP’nin büyümeye daha fazla ağırlık verdiğini belirten Ferman, enflasyon konusunda ise daha dengeli ve ılımlı bir yaklaşımın öne çıktığını söyledi.
Üretim ve sanayi eksenli büyüme anlayışının programda dikkat çektiğini ifade eden Ferman, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “Gerçek kahramanlar üretenlerdir” sözünü hatırlattı.
Önümüzdeki dönemde imalat ve sanayi odaklı büyümenin, ihracatta rekabetçi avantaj sağlamanın ve yeni ekonomik formüllerin öne çıkacağını belirtti.
SAVUNMA SANAYİİNE YÜZDE 230’A YAKIN BÜTÇE ARTIŞI
Ferman, yeni dönemde savunma sanayii için bütçede yüzde 230’a yakın artış yapılmasının planlandığını söyledi. Sosyal konut, madencilik ve diğer stratejik alanlara yönelik yeni kaynak tahsislerinin de öne çıktığını belirten Ferman, OVP’nin ihtiyatlı bir iyimserlik taşıdığını ifade etti.
Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin, belirsizliklerin ve ticaret savaşları ihtimalinin programdaki tahminler ve revizyonlar üzerinde etkili olmayı sürdüreceğini kaydetti.
“TÜRKİYE MERKEZ ÜLKE İDDİASINI SÜRDÜRÜYOR”
Ferman, OVP’nin dünyada artan belirsizliklerin gölgesinde hazırlandığını belirterek Türkiye’nin buna rağmen “merkez ülke” olma iddiasını sürdürdüğünü söyledi.
Küresel jeopolitik gerilimler, FED’in faiz politikası, doların seyri, petrol fiyatları ve merkez bankalarının altın alımlarının önümüzdeki dönemde altın fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edeceğini belirten Ferman, yatırımcıların da değerli metalin yeniden güçlü bir yükseliş sürecine girip girmeyeceğini yakından takip edeceğini ifade etti.
