Tuba Büyüküstün zor günlerini anlattı: Hayatımın en zor dönemiydi
Tuba Büyüküstün, özel hayatı, boşanma dönemi, toplumsal cinsiyet rolleri ve fiziksel görünümü gibi pek çok konu hakkında samimi açıklamalarda bulundu.
Büyüküstün, yönetmen ve oyuncu Onur Saylak ile 28 Temmuz 2011 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te dünyaevine girmişti. Çiftin bu evlilikten Maya ve Toprak adını verdikleri ikiz kızları olmuştu. 6 yıl süren evliliklerini 2017 yılında sonlandıran Büyüküstün ve Saylak, yollarını ayırmıştı.
Emel Özuğur’un Youtube kanalına konuk olan Büyüküstün, “Kızlarımın yanında olmam gerekiyordu. O dönemde 3-4 yıl boyunca hiç çalışmadım. Herkes ‘Nasıl yani, sen 4 sene çalışmadın mı?’ diyor. Çalışmadım; o zaman hayatımın en zor dönemiydi. Bir evliliği bitirmek ve bu kararı vermek hiç kolay değil. Hele çocuklarınız varken… Bunu milyonlarca insanın gözü önünde yaşamak, olur olmaz fikirlere maruz kalmak çok yıpratıcı. Bir noktada ise bunları kapatmanız gerekiyor çünkü korumam gereken başka şeyler vardı” açıklamasını yaptı.
BOŞANDIĞIMDAN BERİ BİR YARDIMCIM YOK
Ünlülerin hayatlarının masal gibi algılanmasına karşı çıkan 44 yaşındaki oyuncu, “Hiç öyle bir hayat yaşamıyoruz. Kendi adıma şunu söyleyebilirim; boşandığımdan beri bir yardımcım yok. Çocuklarıma kendim bakıyorum. Aldığım bütün işleri, onlarla olan takvimime göre organize ediyorum. Çünkü eğer bu çocuklara birebir vakit ayırmayacaksam neden doğurdum diye düşünüyorum. Çocuklarımın yanında olmak şu an hayatımın önceliği” dedi.

ANNELİK HAYATIMIN VAZGEÇİLMEZ BİR PARÇASI
Annelik ve oyunculuk arasında seçim yapıp yapmadığı sorusuna Büyüküstün şu yanıtı verdi: Anneliğimle işim arasında seçim yapmak zorunda kaldım demeyeceğim çünkü annelik hayatımın vazgeçilmez bir parçası. İşim ise hayatımın bir partneri. Dolayısıyla anneliğimle değil, hayatımla işim arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığım bir dönem oldu ve ben hayatımı tercih ettim. 2017’de televizyona ara verdikten sonra bir daha televizyon projesinde yer almadım.
2015 yılında saçlarını kestirdiği dönemden bahseden Büyüküstün, “Saçlar, insanlık tarihi boyunca çok önemli bir yerde duruyor. Araştırdım ve saçların anı biriktirdiğini öğrendim. Saçların sinir sistemimizin uzantısı olduğu söyleniyor. Saç kapatmak dışarıdan alacağımız kötü enerjiyi koruyor. Bir anlamda saçı kesmek, bazı fazlalıkları atmaktır. Artık oralarda biriken bilgilerin biraz gitmesi gerektiğini hissettiğim bir dönemdi” diye konuştu.

HAYATTA ANLAM ARAYAN BİR İNSANIM
Ünlü oyuncu, “Saçını kestirirken bir imgeleme yaptın mı?” sorusuna, “Aslında imgeleme yapmadım. Her şeye fazla anlam yüklemeyi seven biri değilim. Ben hayatta anlam arayan bir insanım. Dolayısıyla ‘İşte şimdi bu, o zamanlar ne yaşamıştım, şimdi onlardan kurtuluyorum’ gibi ritüeller bana işlemiyor” yanıtını verdi.
Kadınların toplumsal hayatta maruz kaldığı yargılamalara dikkat çeken Büyüküstün, özellikle erkeklerin kadınlara yönelik “Canın sıkıldı galiba”, “Canın kavga istiyor galiba” ya da “Regl dönemindesin galiba” gibi söylemlerine tepki gösterdi. Oyuncu, “Sadece erkekler tarafından değil, işin kötüsü ve en acı tarafı bunu kadınlar da kadınlara yapıyor. Ataerkil sistem kadına bunu yapıyor” dedi.
DÜNYAYI ANLAMAKTA ÇOK ZORLANDIM
İçine kapanık bir çocukluk dönemi geçirdiğini belirten oyuncu, o yılları şöyle anlattı: Annesi de babası da çalışan bir çocuktum, tek başıma büyüdüm. İletişim kurma gereği duymazdım. Çok düşünen ve gözlem yapan bir çocuktum. Dünyayı anlamakta çok zorlandım; nasıl iletişim kuracağımdan emin değildim. Hislerim genelde yüzümden, gözümden ve tavrımdan belli olurdu.














