Sağlık Bakanı Koca’dan kızamık salgını söylentilerine yanıt.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün gerçekleşen Kabine Toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Koca, gündemde yer alan “kızamık salgını” iddialarına ve 4 bin Suriyeli sağlıkçının istihdam edilmesi konusuna açıklık getirdi.
Kızamık salgını iddiaları
”Bir salgın durumu söz konusu değil, kontrol altında. Tespit edilen vakalar için gerekli tedaviler uygulanıyor. Ayrıca filyasyon çalışmaları sıkı şekilde yapılıyor. Şu an göç nedeniyle birçok ülkede kızamığın arttığını biliyoruz. Bizde de bölgesel, İstanbul ağırlıklı olmak üzere vakalar var. Vakaların yüzde seksen altısı İstanbul’da. Vatandaşımızın hızla, eksik veya hiç aşısı yapılmayan çocuğu varsa yaptırmasını özellikle öneriyoruz. Biz 3 doz aşıyı bu dönemde önemsiyoruz. ilk iki doz 9 ve 12. aylarda , üçüncü doz ise dört yaşında yapılmalı.
Hıfzıssıhha merkezimiz şu an inşaat halinde. İlk etabı bitti, ikinci etabı devam ediyor. Bittiğinde, bugün kullandığımız tüm aşıların yüzde 86’sı yerli üretilir hale gelecek. Şu an Hepatit-A, suçiçeği ve kuduz aşılarını, teknoloji transferiyle yerlileştiriyoruz. Hıfzısıhha merkezimiz devreye girdiğinde aşıda yerlileşme oranımız hızla yükselecek. Türkiye yıllar sonra yeniden asi üretebileceğini Turkovac ile gösterdi. Devamı bağışıklama programındaki aşıları üreterek gelecek.”
4 bin Suriyeli sağlıkçının istihdam edilmesine
Bugünlerde 4 bin Suriyeli sağlıkçının istihdam edilmesi durumunun yeniden gündem yapıldığını, iki yıl önce göç ve sağlık konulu uluslararası bir toplantıdaki sözlerinin çarpıtılarak servis edildiğini belirten Koca, bu konuşmanın, yabancı misyonlara bilgi vermek üzere, göçmen sağlığıyla ilgili ne yapılması gerektiğini anlattıkları bir konuşma olduğunu, Göçmen Sağlığı Merkezleri’ndeki giderlerin, Avrupa Birliği fonlarından karşılandığını hatırlattı.
Göçmen Sağlığı Merkezleri’nin sadece yabancılara, ağırlıklı olarak da Suriyelilere hizmet ettiğini belirten Fahrettin Koca, şunları kaydetti:
”Çalışanları da biz bir eğitimden geçirerek, Suriyeli vatandaşlardan seçerek, orada geçici süreyle sözleşmeli istihdam ediyoruz ve o parayı da Avrupa Birliği fonlarından ödüyoruz. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kaynaklarından, Suriyeli çalışan herhangi bir doktor veya hemşireye herhangi bir ücret ödenmesi söz konusu dahi değil. Üstelik biz hem Suriyeli olan sağlık çalışanıyla göçmenlere sağlık hizmeti vererek üzerimizdeki yükü hafifletmiş oluyoruz, Avrupa Birliği fonundan da bunun giderlerini karşılıyoruz. Bu da yabancılara, Avrupa Birliği misyonlarına özellikle anlatılmaya çalışıldı. Bizim üzerimizdeki bu yükü, sağlık hizmetini bu şekilde yaparak, sistemi iyileştirdiğimizi anlatıyoruz. İki yıl önce yapılmış bir açıklamanın sanki 4 bin Suriyeli sağlıkçının bugün istihdam edilmiş gibi gündeme getirilmesi de manidar.”














