Hürmüz Boğazı gerilimi sigorta krizine dönüştü.
Küresel petrol ticaretinde kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali, uluslararası hukuk ve sigorta sektörü açısından tartışmaları artırıyor. Uluslararası Deniz Hukuku ve Deniz Ticareti Uzmanı Av. Selçuk Esenyel, boğazın tamamen veya süresiz kapatılmasının, uluslararası deniz hukuku çerçevesindeki temel geçiş rejimleriyle bağdaşan güçlü bir hukuki dayanağa sahip olmadığını belirtti.
Esenyel, Hürmüz Boğazı’nın Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan stratejik bir nokta olduğunu ve enerji ile deniz taşımacılığının en kritik dar boğazlarından biri olduğunu vurguladı. Alternatif boru hattı projelerinin var olduğunu ancak bunların kapasite ve lojistik açısından boğazın sağladığı doğrudan deniz ulaşımını tam olarak ikame edemeyeceğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) boğazlarda transit geçiş rejimini öngördüğünü hatırlatan Esenyel, tüm gemi ve hava araçlarının kesintisiz geçiş hakkına sahip olduğunu, bu hakkın tek taraflı olarak engellenemeyeceğini belirtti. “Hürmüz Boğazı’nın tamamen veya süresiz kapatılması, uluslararası deniz hukukunun temel geçiş rejimleriyle bağdaşan güçlü bir hukuki dayanağa sahip değil” dedi.
Sigorta açısından da riskler tartışılıyor. Esenyel, deniz sigortasında sigortacının teminattan keyfi şekilde çekilmesinin kural olarak mümkün olmadığını, ancak poliçe hükümleri ve genel sigorta ilkeleri doğrultusunda belirli hallerde fesih, iptal veya teminatın daraltılmasının söz konusu olabileceğini söyledi. Savaş riski, ambargo, yüksek riskli bölgeye giriş veya sefer değişikliği gibi durumlarda sigortacının ek prim talep edebileceğini aktardı.
“Ben vazgeçtim” denildiğinde, metinde buna imkan veren bir cümlenin bulunması gerektiğini vurgulayan Esenyel, aksi takdirde sigortacı için tazminat riskinin başlayacağını belirtti. Teminat sorunlarında ise alternatif çözümler arasında, başka sigorta şirketleri veya reasürans destekli konsorsiyumların devreye girmesi, savaş risk teminatının ek prim ödenerek satın alınması, seferlerin ertelenmesi veya rotaların değiştirilmesi gibi seçeneklerin bulunduğunu kaydetti.
Esenyel, deniz sigortasında primlerin yalnızca tehlike çarpı değer hesabıyla belirlenmediğini, sigortacı ve reasürörün sermaye yeterliliği ve risk iştahı ile şekillendiğini ifade etti. Risk aşırı yükseldiğinde ek primlerin astronomik seviyelere çıkabileceğini veya teminatın fiilen bulunamayacağını belirtti. Ayrıca, boğazı kullanamayan gemilerin karşılaşabileceği ilave maliyetlerin genellikle taraflar arasındaki sözleşme ve sigorta mekanizmaları yoluyla karşılandığını söyledi.














