Bakan Tekin’den eğitim gündemine ilişkin açıklamalar.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, canlı yayın programında soruları yanıtladı.
Bakan Tekin, okullardaki ramazan etkinlikleri görüntülerine ilişkin eleştirilerin olup olmadığının sorulması üzerine, pedagojik ve akademik açıdan ciddiye alınabilecek nitelikte bir eleştiriyle karşılaşmadığını ifade etti.
Çocuklarda ana dil becerilerini geliştirecek bir dizi tedbir aldıklarını belirten Bakan Tekin, okullarda geleneksel çocuk oyunlarının oynanmasını teşvik etmek amacıyla yayımlanan Genelge’den bahsetti.
“Biz başladığımız günden beri eğitim öğretim ortamlarını sadece akademik bilginin aktarıldığı bir mekân olmaktan çıkarıp aynı zamanda toplumsal yaşamın, içinde yaşadığımız toplumun değerlerinin çocuklarımız tarafından içselleştirildiği, çocuklarımıza kazandırıldığı ortamlar olması için çaba sarf ettik. Bunu yaparken de anayasa, temel insan hakları, evrensel metinler gibi, dünya barışı gibi hususları gündeme taşıdık.” diyen Bakan Tekin, İsrail’in Gazze saldırılarına farkındalık yaratmak, orman yangınlarını referans göstererek çocuklara içinde yaşadığı doğanın emanet olduğunu aşılamak gibi pek çok konuda çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.
“Yargıya taşımaya karar verdim”
168 ismin ortak yayımladığı “Laiklik Bildirisi”ne ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, bildirinin ramazan etkinliklere katılan okulları, idarecileri, öğretmenleri, öğrencileri ve velileri hak etmedikleri ithamlarla suçlayan bir bildiri olduğunu belirtti.
Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Mesela bizim yaptığımız şeyleri ‘Talibanlaştırma’ olarak tanımlıyor. Ben diyorum ki ramazan ayında millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek şeyler yapalım. Onlar diyor ki ‘Bunu yaparsanız toplumu Talibanlaştırmış olursunuz.’ veya devamında diyor ki ‘Siyasal İslamcı bu rejim Trump ipine sarılarak… Türkiye’yi Ortadoğu’nun gerici bataklığına…’ Şimdi ben anlamıyorum; talibanlaştırmak mı, Trump’ın ipine sarılmak mı… Bu da ayrı bir trajedi.
Sonra devam ediyor, diyor ki ‘Laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler.’ Bu da mesela çok itiraz ettiğim bir cümle. Benim bunca yıllık okumalarımdan edindiğim laiklik tanımı; insanların dinî inanç ve ibadet hürriyetlerinin güvence altına alındığı siyasal rejimleri biz laiklik olarak tanımlarız. Yani insanlar özgürce dinî inanç ve ibadetlerini eğer yerine getirebiliyorlarsa o rejimlere biz laiklik, laik rejim adını veriyoruz. Burada bizim yaptığımız şeyle bu söylenen arasında hiçbir bağlantı da kuramıyorum.
Sonra devam ediyor ve burası da çok önemli. ‘Gerici azınlığın provokasyon ve saldırıları…’ Şimdi yüzde 99’u Müslüman olan ve okulları görüyorsunuz, böyle cıvıl cıvıl, çocuklar bu etkinliklere katılıyorlar. Burayı gerici bir azınlık olarak tanımlıyor. Ben anlamakta zorlanıyorum; gerici azınlık biz miyiz yoksa bu kadar yoğun ve coşkulu bir şekilde kutlanıldığı hâlde bunu hakaretamiz ifadelerle tanımlayan ve kendilerini sanatçı, aydın şeklinde tanımlayan insanlar mı? Onlar aydın, onlar laiklik ne demek çok iyi biliyorlar, onlar anayasanın amir hükümlerini çok iyi biliyorlar, onlar evrensel inanç temel insan haklarını bizden çok iyi biliyorlar, biz hiçbir şey bilmiyoruz. Bu da kendi içinde bir hakaret. Bunu kabul etmek mümkün değil.
Dolayısıyla ben temsil ettiğim millî eğitim camiası adına, etkinliklere katılan öğrenciler ve veliler adına bunun bir hakaret olduğunu ve mutlaka özrü gerektiren bir suçlama silsilesi olduğunu düşünerek bunu yargıya taşımaya karar verdim.”
Bakan Tekin konuşmasında, 1982 anayasasının başlangıç bölümüne atıf yaparak “Her Türk vatandaşı” ifadesi uyarınca temel hak ve hürriyetlerden yararlanmanın belirli bir kesime değil, tüm vatandaşlara ait olduğunu vurguladı. “Millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni” ile “millî gurur ve iftiharlar, millî sevinç ve kederler” kavramlarını hatırlatan Bakan Tekin, bayramlar ve ramazan ayının da bu kapsamda tanımlanabileceğini ifade etti.
Anayasanın ikinci maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet” hükmüne de değinen Bakan Tekin, ramazan etkinliklerinin toplumun huzuru ve milli dayanışmayı teşvik ettiğini söyledi.
Tekin, söz konusu uygulamaların laiklik ve sosyal hukuk devleti ilkesiyle çelişmediğini, bazı kesimlerin laikliği dinî inanç ve ritüelleri kendi anlayışlarına göre şekillendirme yetkisi olarak gördüğünü belirterek “Kusura bakmayın, ben bunları kabul edemiyorum. Benim baktığım yerden evrensel laiklik anlayışı tam da böyle bir ortam. Anayasanın bana verdiği görev tam da millî kültürü, millî dayanışmayı, birliğimizi, beraberliğimizi tanımlayacak işleri yapmayı bizim için zorunlu kılıyor.” şeklinde konuştu.
“Laiklik tanımına özgürlük perspektifinden bakıyorum”
Bakan Tekin, ramazan etkinliklerine ilişkin yayımlanan bildiride yer alan laiklik eleştirileri hakkındaki değerlendirmelerini sürdürdü.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli uygulamaya geçtiğinde de benzer tartışmalar yaşandığını hatırlatan Tekin, “Bizim müfredatımızda temel hak ve hürriyet, yani insan hakları merkezli, dinî inanç ve ibadetlerin güvence altına alınması merkezli bir yaklaşım var. Onların laiklik tanımıyla bizimki arasında fark var. Ben özgürlük üzerinden bakıyorum; onlar totaliter bir perspektifle daha farklı bir laikçilik tanımlamaları var.” dedi.
Laiklik anlayışına özgürlük temelinde baktığını belirten Tekin, çocuklara başkalarının inanç ve ibadet hürriyetine saygı göstermenin öğretildiğini ifade etti.
