Akdeniz’de mikroplastik alarmı: 52 tesise 118 milyon TL ceza, 19 tesise faaliyet durdurma.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Akdeniz’de giderek daha fazla önem kazanan mikroplastik kirliliğine karşı denetim ve temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar yalnızca deniz yüzeyindeki kirliliğe değil, atıkların karadan denize ulaşmasına neden olan güzergahlara da odaklanıyor.
Bakanlığın değerlendirmelerine göre Seyhan, Ceyhan, Göksu ve Asi nehirleri ile drenaj kanalları, karadaki atıkların deniz ortamına taşınmasında önemli güzergahlar arasında bulunuyor. 2026 yılında etkili olan yoğun yağışlar, taşkınlar ve barajlardan yapılan kontrollü su bırakımlarının da nehir ve dere yataklarındaki atıkların denize taşınmasını hızlandırdığı öngörülüyor.
Akdeniz’de mikroplastik izleme ağı genişletildi
Bakanlığın Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı kapsamında Türkiye genelinde 428 noktada düzenli olarak deniz izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor.
Bu yıl Akdeniz’deki çalışmaların kapsamı ise genişletildi. Sisteme eklenen 7 yeni mikroplastik ölçüm istasyonu sayesinde izleme alanı, Asi Nehri ağzından Antalya’ya kadar Doğu ve Orta Akdeniz kıyılarını kapsayacak şekilde genişledi.
Yapılan son izleme çalışmasında Seyhan Nehri ağzı ile Taşucu arasında deniz yüzeyinde mikroplastik varlığı tespit edildi.
6 ilde eş zamanlı denetim
Mikroplastik kirliliğinin kaynaklarının belirlenmesi ve kirleticilere yönelik gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Bakan Murat Kurum’un talimatıyla merkez denetim ekipleri ile mobil su ve atık su laboratuvarı bölgeye sevk edildi.
1 Temmuz’dan itibaren Adana, Antalya, Hatay, Mersin, Gaziantep ve Muğla’da plastik ve atık geri dönüşüm tesisleri ile atık su arıtma tesislerine yönelik eş zamanlı denetimler başlatıldı.
İlk aşamada gerçekleştirilen 604 denetim sonucunda 52 tesise toplam 118 milyon 211 bin TL idari para cezası uygulandı. Aralarında Adana Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Seyhan Atıksu Arıtma Tesisi’nin de bulunduğu 19 tesis hakkında ise faaliyetlerin durdurulmasına karar verildi.
Deniz yüzeyindeki plastik atıklar da temizleniyor
Bakanlık, denetimlerin yanı sıra deniz yüzeyinde biriken atıkların temizlenmesine yönelik çalışmaları da sürdürüyor.
Marmara Denizi’nde müsilajla mücadelede kullanılan ve başarılı sonuçlar veren deniz süpürgeleri, 27 Temmuz’da Akdeniz’e yönlendirildi.
Türkiye Çevre Ajansı’nın (TÜÇA) Deria Deniz Süpürgesi, mikroplastik kirliliğinin tespit edildiği bölgelerde çalışmalarına başladı. Araç, deniz yüzeyindeki plastik parçaları, ambalaj atıkları, köpük, odunsu materyaller ve diğer yüzer katı atıkları toplayarak kontrollü şekilde denizden uzaklaştırıyor.
Deria Deniz Süpürgesi, bölgedeki çalışmalarının ilk 10 gününde 27 metreküp atık topladı.
Antalya’da temizlik kapasitesinin artırılması amacıyla ikinci deniz süpürgesinin de 10 Ağustos itibarıyla bölgede çalışmaya başlaması planlandı.
Deniz süpürgeleri hangi atıkları topluyor?
Özel amaçlı bu deniz araçları, deniz yüzeyinde bulunan çeşitli yüzer katı atıkların toplanarak deniz ortamından uzaklaştırılmasını sağlıyor.
Deniz süpürgeleri başta plastik parçaları ve ambalaj atıkları olmak üzere köpük, odunsu materyaller ve bitkisel kaynaklı yüzer atıkları toplayabiliyor. Toplanan atıklar ise kontrollü biçimde denizden alınarak ilgili atık yönetimi süreçlerine gönderiliyor.
Geri dönüşüm tesislerine 5 yılda 2,3 milyar TL’yi aşan ceza
Bakanlığın çevre denetimleri yalnızca Akdeniz’deki çalışmalarla sınırlı değil. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından son 5 yılda atık bertarafı ve geri dönüşüm tesislerine yönelik 43 bin 96 çevre denetimi gerçekleştirildi.
Bu denetimler sonucunda aykırı faaliyet gösterdiği belirlenen işletmelere 2 milyar 300 milyon TL’yi aşan idari para cezası uygulandı. Ayrıca 323 tesisin faaliyeti durduruldu.
Akdeniz’de mikroplastik kirliliğinin başlıca kaynakları
Bakanlığın açıklamasına göre Akdeniz’deki kirliliğin önemli bölümünü kara kaynaklı atıklar oluşturuyor.
Kentlerden çevreye bırakılan kentsel atıkların yanı sıra plastik üretimi ve geri dönüşüm faaliyetleri sırasında oluşabilecek kayıplar da önemli kirlilik kaynakları arasında gösteriliyor.
Özellikle Çukurova bölgesindeki sera örtüleri, sulama ekipmanları ve zirai ambalajlardan kaynaklanan tarımsal plastikler ile turizm, balıkçılık ve liman faaliyetleri de Akdeniz’deki kirliliğe katkı sağlayan unsurlar arasında bulunuyor.
Kirliliğin kaynağında önlenmesinde yerel yönetimler ile su ve kanalizasyon idarelerine de önemli görevler düşüyor. Etkin katı atık toplama ve bertaraf sistemlerinin oluşturulması, atık su arıtma tesislerinin mevzuata uygun işletilmesi ve yağmur suyu ile drenaj hatlarının atıkların denize taşınmasına neden olmayacak şekilde yönetilmesi temel çevresel sorumluluklar arasında yer alıyor.
