Asgari ücret için gözler komisyonun kararında…
2025 yılı asgari ücreti için belirleme süreci son virajına girdi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, geçtiğimiz günlerde 3. toplantısını gerçekleştirdi. 19 Aralık’taki toplantıda henüz bir rakam açıklanmazken, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, ilk teklifi sunan taraf oldu. Atalay, “Asgari ücretli işçiler olarak önerimiz, yüzde 45 enflasyon artışı üzerinden yüzde 20 refah payı eklenerek 29.583 TL’dir. Bu rakamı kabul ederlerse imza atarız, kabul etmezlerse biz orada olmayız” ifadelerini kullandı.
Anadolu Ajansı’na göre, son toplantının salı veya çarşamba günü yapılması bekleniyor ve Komisyonun yeni asgari ücret rakamını belirlemesi hedefleniyor.
TÜRK-İŞ’in, mevcut net 17 bin 2 liralık asgari ücrete önce yüzde 45 oranında enflasyon zammı yapılmasını, ardından bu rakama yüzde 20 refah payı eklenmesini talep etmesinin ardından gözler işverenin teklifine çevrildi. İşveren tarafının, TÜRK-İŞ’in 29 bin 583 TL’lik talebine sıcak bakmadığı öğrenildi. Bu yıl da asgari ücret işveren desteğinin artarak devam etmesini isteyen işveren tarafının teklifinin ne olacağı merak konusu. Pazarlık sürecinde hükümetin tutumu da oldukça kritik bir rol oynayacak.
Peki asgari ücrette 29 bin 583 TL talebi gerçekçi mi? Asgari ücrete ne kadar zam olur? Konuyla ilgili merak edilenleri açıklayan Yeminli Mali Müşavir ve Ekonomist Muhammet Bayram şu ifadeleri kullandı: ““TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay işçi tarafının teklifini açıkladı. Hatta bu teklifi açıklarken işçilerin sabahtan imzalamış olduğu ve ilk defa açılan bir zarf olduğunu göstererek rakamı söyledi. Geçtiğimiz sabah 3. toplantı öncesi TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nu topladı ve bir rakam ortaya çıkarmaya çalıştı. TÜRK-İŞ tarafı belirlenen rakama herhangi bir müdahalelerinin olmadığını tamamen bu sene komisyonda görev yapan dört kişinin buna karar verdiğini açıkladı.
Öncelikle %45’lik gerçekleşen enflasyonun üzerinde bir artış talebinde bulundular. %45 üzerine yapılmış olan zam üzerine %20 ilave bir zam daha istendi. Bu da 17.002 TL olan net asgari ücret üzerine doğrudan %74’lük bir artışa tekabül etti.
Söz konusu tutar tabi ki işçinin hakkı olup işverenin istihdam dengesini bozmayacak, devletimiz açısından da işsizliğe sebep vermeyecek bir oran olması halinde kabul edilebilir. Ancak faizlerin yüksek olduğu sıkı para politikasını uygulandığı sanayi üretimin daraldığı ve enflasyonist etkinin kalkmaya başladığı bu dönemde %74’lük zam sadece asgari ücrete olmayacaktır. Asgari ücret haricinde maaş alanlara da yansıyacaktır. %74’lük zam oranı bana kalırsa tek kelimeyle fahiş bir fiyat artışıdır.
Her zaman bahsetmiş olduğum gibi oransal zamların tabi ki konuşulması gerekiyor. İşçinin mutlaka enflasyon karşısındaki baskısının azaltılması gerekiyor, ancak algının yönetilmesi adına yüksek bir enflasyon oranında zam yapılırsa enflasyon hala sürecek algısı yerleşmiş olur. Fiyatlama davranışlarındaki bozulmalar devam eder ve işveren tarafı söz konusu tutardan etkilenebilir.
Ben bu oranın altında masaya oturmayız diyen TÜRK-İŞ’in dördüncü toplantıya katılmayacağını düşünüyorum. Devletin burada hakem rolünü üstleneceğini söyleyebiliriz. Vatandaşın enflasyon karşısındaki yükü alınarak dezenflasyon sürecinin devam etmesi ve istihdam kaybına uğramadan dengeli bir asgari ücretin belirlenmesini temenni ederim.
Bu yıl sonu için gerçekleşen enflasyon %45’ler seviyesinde oluşacak olursa %33 ila %35’lik bir artışın yapılabileceğini düşünüyorum. Net asgari ücretin 23.000 TL civarında belirleneceğini tahmin ediyorum.”














