Küresel gerilimler akaryakıt piyasasını vurdu.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, dünya petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleştirilen petrol ve petrol ürünü taşımacılığına ilişkin riskleri artırdı. Arz güvenliğine yönelik endişelerin büyümesiyle ham petrol ve petrol ürünlerinin fiyatlarında yükseliş görüldü.
Petrol ürünlerinde yaşanan fiyat artışı, rafinerilerin ham petrolden benzin, motorin ve jet yakıtı gibi ürünler üretirken elde ettiği ürün değeri ile ham petrol maliyeti arasındaki farkı ifade eden rafineri marjlarını da yukarı taşıdı.
Çatışmaların başlamasından bir gün önce, 27 Şubat’ta Akdeniz havzasında yaklaşık 27 dolar seviyesinde bulunan varil başına rafineri marjı, mart ayında 47,5 dolara kadar çıktı.
İlerleyen süreçte petrol ürünleri piyasasında yeni arz kayıplarının meydana gelmesi, fiyatların yüksek seyretmesini destekledi. Ukrayna’nın Rus rafinerilerine düzenlediği saldırılar sonucunda Rusya’nın rafinaj kapasitesinde oluşan kayıplara, Moskova’nın akaryakıt ihracatına yönelik kısıtlamaları da eklenince küresel arz endişeleri daha da güçlendi.
Bu gelişmeler sonucunda Akdeniz’deki rafineri marjı 8 Eylül itibarıyla varil başına 78,5 dolara yükseldi. Marj, eylül ayındaki gün içi işlemlerde ise 81 dolar seviyesini gördü.
Dünya genelinde rafineri marjları rekor kırdı
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) temmuz ayı petrol piyasası raporunda, mevsimsel talep artışı, arz açıkları ve düşük stokların etkisiyle dizel, jet yakıtı ve benzin fiyatları ile ham petrol arasındaki farkın yükseldiği belirtildi. Bu durum, Atlantik Havzası’ndaki rafineri marjlarının temmuz ayında şimdiye kadarki en yüksek seviyelerine ulaşmasına neden oldu.
IEA verilerine göre dünya genelindeki rafinerilerin günlük ham petrol işleme miktarı temmuzda bir önceki aya kıyasla 1,8 milyon varil arttı. Ancak toplam miktar, geçen yılın aynı döneminin yaklaşık 5 milyon varil altında kaldı.
Diğer rafinerilerin üretim kapasitelerinin petrol ürünleri piyasasındaki arz açığını kapatmakta yetersiz kalması da fiyat baskısını artırdı. Deniz yoluyla gerçekleştirilen petrol ürünü ticareti ise geçen yılın aynı dönemine göre günlük 3,8 milyon varil azaldı.
Rusya, Orta Doğu ve Asya’dan gerçekleştirilen motorin ihracatının günlük miktarı da yıllık bazda 1,3 milyon varil geriledi. Söz konusu düşüş, küresel deniz yoluyla motorin ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geldi.
Petrol ürünleri piyasasındaki küresel arz sıkışıklığı Avrupa ve ABD’deki rafineri marjlarına da yansıdı.
Eylül ayının başında uluslararası basına yansıyan verilere göre Avrupa’da motorin rafineri marjı varil başına 78,91 dolara çıkarak rekor seviyeye ulaştı. Dünyanın en büyük petrol üreticisi konumundaki ABD’de ise motorin rafineri marjı ilk kez 100 doların üzerine çıktı ve gün içi işlemlerde 108,02 dolarla tarihi zirveyi gördü.
Küresel fiyat baskısı Türkiye’ye de yansıyor
Dünya petrol piyasalarında yaşanan hareketlilik ve rafineri marjlarındaki yükseliş, Türkiye’deki akaryakıt fiyatları üzerinde de yukarı yönlü baskı yaratıyor.
Türkiye’de akaryakıt fiyatları serbest piyasa şartlarına göre belirlenirken, uluslararası petrol ürünleri fiyatları bu hesaplamada önemli bir yer tutuyor. Benzin ve motorin fiyatlarının belirlenmesinde özellikle Akdeniz piyasasındaki ürün fiyatları referans alınıyor.
Türkiye, benzin ihtiyacının neredeyse tamamını yurt içindeki rafinerilerden karşılıyor. Motorin ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 53’ü yerli üretimden, yüzde 47’si ithalat yoluyla sağlanıyor.
Küresel petrol fiyatlarında yaşanan olağanüstü hareketlerin pompa fiyatlarına etkisini azaltmak amacıyla Türkiye’de 5 Mart’ta Eşel Mobil sistemi yeniden devreye alındı. Mekanizma, uluslararası petrol fiyatlarındaki değişimin akaryakıt fiyatlarına etkisini vergiler üzerinden dengeleyerek tüketici fiyatlarındaki artışı sınırlamayı hedefliyor.














