Son dakika… Erdoğan’dan S-400 açıklaması!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazan ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.Erdoğan, ortaya çıkan tablonun, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin iyice kendi toprakları içinde ve bölgesinde b.

Son dakika… Erdoğan’dan S-400 açıklaması!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazan ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.Erdoğan, ortaya çıkan tablonun, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin iyice kendi toprakları içinde ve bölgesinde b.

14 Temmuz 2019 Pazar 18:56
Son dakika… Erdoğan’dan S-400 açıklaması!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazan ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.

Erdoğan, ortaya çıkan tablonun, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin iyice kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu gösterdiğini belirterek, “Biz, S-400’leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi ulusal güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye karşın öteki tüm atılımlarımızın da amacı budur.” dedi.

S-400 tanıtım filminin gösterilmesinin ardındaki konuşan Erdoğan, basın mensuplarına, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bağımsızlık hakları bakımından önemli bir tartışma olan S-400 tedariki konusunda gösterdikleri onurlu duruş için şükranlarını sundu.

Türkiye’nin uzunca bir zamandır, milli bir meselesi üstünde, her kesimden insanıyla, kurumuyla, kuruluşuyla böylesine enerjik bir birlikteliği ortaya koyamadığını dile getiren Erdoğan, “Ülkemizin, S-400 alımı ve bu çerçevede süren tartışmalar bize, milletimizin sağduyusu ve irfanı ile bunların sesi olduğuna inandığım medya duyarlılığının var gücüyle ayakta olduğunu göstermiştir. İnşallah 82 milyon olarak hepimizin müşterek geleceğini ilgilendiren öteki tüm hususlarda da aynı bir kenetlenme ortaya koyacağımıza inanıyorum.” dedi.

MİLLİ EMNIYET SORUNU

Türkiye’nin ulusal güvenlik hassasiyetlerinin, herhangi bir vehme veya örtülü başka bir amaca değil, iyice olgulara dayalı olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Coğrafyamız, binlerce yıldır her zaman bir alımlılık merkezi olmuştur. Ecdadımızın bu topraklara girişi de pek kolay gerçekleşmemiştir. Bir yerde var olmak ile orayı yönetmek farklı şeylerdir. Biz bu coğrafyayı idare etmek üzere geldiğimizden beri sürekli bir çaba içindeyiz. Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti ile aralıksız bu toprakları vatan kılma çabamıza karşın tehditler her zaman olmuştur, bundan daha sonra da olacaktır. Tabii bu tehditlerin niteliği, döneme, şartlara, ittifak ilişkilerine göre çeşitlilik göstermektedir.

Osmanlı asırlarca kimi süre batıdan, kimi vakit doğudan, kimi zaman güneyden, kimi vakit da kuzeyden gelen tehditlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Yıkılışı da her dört istikametten gelen saldırılar ve bunlara karşısında saptamak zorunda kaldığı çetin mücadele sonunda olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan gibi ufak bir devlete yok, onu üzerimize gönderen geri plandaki dönemin heybetli güçlerine karşısında kazandığımız zaferle kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde de sınamalarımız hiç bitmemiştir. Batı ittifakı ile kurduğumuz siyasi ve askeri paktlara rağmen, en büyük tehditleri tekrar onlardan gördüğümüz bir gerçektir. Bu siyasidir, bu ekonomiktir, bu kültüreldir, her anlamda… Soğuk Savaş döneminde uzunca bir zaman Sovyetler Birliği’ne aleyhinde ileri garnizonluk yapmış olmamız zeka, bizi bu tehditlerden korumaya yetmemiştir. Yunanistan ve sonradan Güney Kıbrıs Rum Kesimi, başımızda Demokles’in Kılıcı gibi her zaman sallandırılmıştır.”

ORTADOĞU POLİTİKASI

Erdoğan, Türkiye’nin son dönemde Arap coğrafyasında yaşanan trajik gelişmelerin bir parçası yapılmaya çalışıldığının da inkar edilemez bir reel olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, Cumhuriyet döneminde binlerce yıllık devlet tecrübesi, kadim uygarlık geleneği, zinde tarih ve kültür birikimi sayesinde ara sıra ufak yaralar almış olsa da bu tuzakların hiç birine düşmeden günümüze değin geldiğini aktaran Erdoğan, “Son yıllarda dünyada ve bölgemizde yeni yapılanmaların sancıları yaşanıyor. Ülkemiz bu yeni ve sahiden kritik sınamalar karşı izlediği sürekli ve ahlaki politikadan imtiyaz vermemiştir. 8. yılına girdiğimiz Suriye meselesinde, Darı’daki, Libya’daki, Katar’daki pek fazla Afrika ülkesindeki gelişmelerde hatta en son Venezuela hadisesinde defalarca bu sürekli ve ahlaki çizgide hareket etti.” değerlendirmesini yaptı.

Suriye öncelikle olmak üzere bölgedeki çatışmalar ve krizlerden kaçan 4,5 milyona yakın insanın Türkiye’de sükunetle barındırılıyor olmasının zeka başlı başına bir galibiyet olduğunu dile getiren Erdoğan, “Sahiden Türkiye’ye ayrıntılarıyla kendi fedakarlığı ile yürüttüğü bu sığınmacı politikası sebebiyle Nobel Barışma Ödülü verilmesi gerekir. Biz bu gayretleri, herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil sadece insanlığımız ve kültürümüz gereği ortaya koyduk, benzer şekilde devam edeceğiz. Bu 4,5 milyon, 5 milyonu buluyor. Dünyada bunun bir başka örneği değil. ‘Nobel’ dediğiniz zaman ‘hak’ diyorlar. Türkiye’den başka bunu dünyada yapan bir diğer ülke var mı? Yok. Peki neden bu konu ele alınmıyor ya da neden değerlendirmeye alt tutulmuyor. Bu gayretleri herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil yalnızca kültürümüzün de gereği bu adımları atıyoruz.” ifadelerini kullandı.

CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesini istikrara ve güvenliğe kavuşturma çabaları nedeniyle beğenilmek yerine cezalandırılmaya çalışıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Mesela, Suriye krizinin çözümü için G20 Antalya Zirvesi’nde bütün liderlere bir teklifim oldu. Dedim oysa ‘Gelin, Suriye sınırlarımız her tarafında, bir tehlikesiz alan oluşturalım.’ Bu bölgeyi teröristlerden tamamen arındırarak ülkemize ve öteki yerlere sığınan Suriyelilerin hayatlarını sürdürebilecekleri bir yer haline getirmeyi G20 liderlerine önerge ettim. Hatta bu amaçla güvenli bölgede Suriye halkının yaşam biçimine yerinde yeni yerleşim alanlarının inşa edilmesi, idareli kalkınmaya yönelik adımlar atılması gibi detayları da gündeme getirdim. Prensipte herkes bu işe olumlu baktığını söyledi fakat maalesef istisnasız hiç bir Batılı lider, bu doğrultuda fiziki herhangi bir adım atmaya yanaşmadı. bu vesileyle Suriye topraklarından Türkiye’ye karşın terör tehdidi artan bir şekilde tırmandı. Sınır şehirlerimize kesintisiz bombalar, mermiler, roketler düşmeye başladı. Vatandaşlarımızdan ve emniyet görevlilerimizden hayatlarını kaybedenler, yaralananlar oldu. Büyükşehirlerimizde patlayan bombalar huzurumuzu kaçırdı.”

NATO’ya en büyük desteği veren ülkelerden olan Türkiye’nin bu tehdit karşı güvenliği için arayışlara girdiğini gösteren Erdoğan, kimi NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye geçici olarak hava savunma sistemleri gönderdiğini hatırlattı.

RUSYA İLE YAPILAN İDLİB ANLAŞMASI

Türkiye’nin, savunma sistemlerini satın almak için ABD’ye başvurduğunu gösteren Erdoğan, “Dönemin başkanı Sayın Obama ilk kez elde etmek üzere Amerikalı yetkililerle bu meseleyi defalarca konuştuk. Talebimizi ifade ettik. Hatta epeyce de ısrarcı olduk. Maalesef, kongrenin izin vermediği gerekçesiyle bize o süre Patriotlar satılmadı. O günden bu güne ara sıra bu ısrarlarımız devam etti ama yeniden satılmadı.” diye konuştu.

Türkiye’ye geçici olarak konuşlandırılan hava sistemlerinin bir kısımının sökülüp geri gönderildiğini dile getiren Erdoğan, “Uzun ve çetrefilli görüşmeler neticesinde Rusya ile S-400 alım satım konusunda mutabık kaldık. Natürel bu mutabakatımızın içerisinde kredi sözleşmesinden tutun karşılıklı üretime varıncaya değin her türlü müzakerede ele alınması gereken başlıklar, daha aşağı başlıklar içerisinde yer aldı.” ifadelerini kullandı.

Bu sürede Suriye krizinin artan bir şekilde derinleştiğini ve Türkiye için yeni tehditler üreten bir bataklık haline dönüştüğünü belirten Erdoğan, “Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun batı kanadını Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla önemli ölçüde kırdık. Doğrusu Sayın Obama, döneminde bir Zeytinlik Operasyonu konumuz önümüzdeydi. Lakin ne kadar konuştuysak masada kaldı. Bu adımı, o dönemde atamadık. Rejimin daha önce Halep, Hama, Dera gibi yerlerde yaptığı katliamların, İdlib Bölgesinde de tekrarlanmasının önlemek için Rusya ve İran ile üçlü bir mekanizma oluşturduk. Sahada Rusya ile yoğun işbirliği halinde İdlib’deki durumu stabil hale getirdik. Her ne kadar rejim kesintisiz ateşkesi ihlal ediyor olsa da İdlib’in güvenliğini sağlama konusunda Rusya ile anlama birliğini koruyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

FIRAT’IN DOĞUSUNA TERÖR OPERAYONU

Recep Tayyip Erdoğan, bölgedeki gözlem noktalarına rejim saldırılarının devam etmesi halinde karşılık tahsis etmek yerine, birtakım çözümler üretmenin gerektiğini taraflara açık açık açıklama ettiklerini vurgulayarak, Kuzey Irak’taki duruma değindi.

Kuzey Irak’ta 1984 yılında Türkiye’ye yönelik terör saldırılarını kaynağından kesmek için başlatılan operasyonların devam ettiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Bunlar da işte biliyorsunuz, Pençe ve Pençe-2 Harekatları acilen başarıyla devam ediyor. Bu sürecin sonunda bundan böyle Kandil diye bir korkutma kaynağı kalmayacağına da inanıyorum. Gaz Lambası’e alternatif Sincar’ı inşa etmeye çalıştılar. Orası da şu anda temizlenmiş durumda. Ve bunu da başaramadılar. Temennimiz o dur oysa başaramayacaklar. Bu Nedenle Fırat’ın doğusunda kökleştirmeye çalıştıkları terör koridorunun doğu ucunu da kapatmış olacağız.”

DOĞU AKDENİZ’DEKİ GERİLİM

Son dönemde, Türkiye’nin emniyet hassasiyetini tetikleyen bir öteki gelişmenin de Doğu Akdeniz’de yaşandığını bildiren Erdoğan, “Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin, Doğu Akdeniz’deki haklarını, hukuklarını, çıkarlarını değil sayan anlayışın bölgeye çöreklenme çabalarına rağmen fiziki adımlar atıyoruz. Halen Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz, bunun yanına da Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemimiz, bölgede faaliyetlerini tüm tehditlere aldırmadan sürdürüyor. Bu gemilerin güvenliğini sağlamak nedeniyle tabii yanlarında Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin unsurları da bulunuyor. İsrail, Mısır, Libya, Cezayir ve Tunus başta olmak üzere, bölge ülkelerindeki bütün gelişmeleri dikkatle peşine düşüp takip etmek mecburiyetindeyiz.” diye konuştu.

Benzer şekilde Güney Asya’da Afganistan, Pakistan, Hindistan merkezli her gelişmenin Türkiye’nin takip alanı içinde olduğunu açıklayan Erdoğan, “Amerika’nın İran yaptırımları, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Körfez Ülkeleri’ndeki her tasarrufunu da yakından izliyoruz.” dedi.

Balkanlar’ı, Doğu Avrupa’yı, Kafkasya’yı, Orta Asya’yı da benzer çerçevenin içinde dikkate almak gerektiğini aktaran Erdoğan, “Çünkü buralarda yaşanacak her meselenin ucu, eninde sonunda gelip mutlaka ülkemize dayanacaktır. Bu sebeple en minik bir boşluğa meydan vermeden, rehavete kapılmadan, altımızın oyulmasına fırsat tanımadan gereken her durumda inisiyatif kullanmakta tarafız.” diye konuştu.

S-400’LERİ SAVAŞ İÇİN ALMADIK”

Özellikle bu fotoğrafın özetin özeti mahiyetinde olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortaya meydana çıkan tablo, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin iyice kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu göstermektedir. Biz, S-400’leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi ulusal güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer bütün atılımlarımızın da amacı budur. Bir şairimizin dediği gibi ‘Bu mesel ile bulur tümce düvel fevzü fela, hazırlanmış ol cenge eğer ister isen sulhü sela.’ Evet bizim bütün hazırlıklarımızın gayesi acilen barışı korumaktır.”

Türkiye için siyasette ve ekonomide, özellikle de savunma sanayinde güçlü olmanın bir tercih değil, bir mecburiyet olduğunu gösteren Erdoğan, “Hiç uzağa gitmeye lüzum değil. Şöyle, çeyrek asır önce Bosna Hersek ve Kuveyt, daha yakın tarihte Irak, Suriye, Ukrayna, Yemen, Katar meseleleri, İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yol açtığı sorunlar, dinç olunmadığında nasıl bir sonuçla karşılaşılacağına göze çarpan ediyor. Dahası meslek yalnızca bu bölgenin değil. Bütün dünyanın göz bebeği bir coğrafyanın tam kalbinde bulunuyoruz. Kıyıdaki, köşedeki ülkelere yapılanlar ola ki siyasi, idareli, askeri olarak yeteri kadar kuvvetli olmazsak, unutmayın, bizim başımıza geleceklerin küçük bir örneğidir. Elbette bu sözlerimle hiç kimseyi itham etmiyorum. Sadece tarihi bir hakikati güncel örneklerle dile getirmeye çalışıyorum.” diye konuştu.

Genel yayınlama yönetmenlerine seslenen Erdoğan, “Sizlerden S-400 meselesini de, öteki milli emniyet önceliklerimizi de bu anlayışla değerlendirmenizi ve bilhassa halkımızı bu noktada bilinçlendirmeye sizlerin de aracı olmanızı, çaba etmenizi istiyorum.” dedi.

“S-400 KONUSUNDA ABD TEMSİLCİSİ GİBİ HAREKET EDENLER VAR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

“Zira siyasette bile acilen S-400 konusunda maalesef hemen hemen Amerika’nın temsilcileri gibi çaba edenler var. Onları savunanlar var. Bu şekilde parlamentomuzun içerisinde hangi fikirler nasıl tezahür ediyor, hepsi besbelli. Bu keyfi değildir, az önce de söylediğim gibi bir zorunluluktur ve bu zorunluluğun bir gereği olarak devam ediyor. İnşallah sene ardına kadar belirli bir bölümü ve 2020’nin nisan ayına dek tamamıyla bu işi bitirmiş olacağız ve fazla daha öz güven içerisinde yolumuza da devam edeceğiz. Medya aracılığıyla gelişmeleri takip eden milletimizin ne dek doğru, sağlıklı, berrak bilgilere ulaşırsa bu tür meselelerdeki kararlarını da o derece dinç vereceğine inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin S-400 almasına karşın ABD’nin tepkilerinden biri olarak da okunabilecek bir adım da Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne uygulanan silah ambargosunu kaldırmayı öngören yasanın, temsilciler meclisinde onaylanması oldu. Senatoda da onaylandı. Bu öneriyi getiren de Türkiye’ye karşın F-35’lerle ilgili kısıtlama getirilmesi gerektiğini söyleyen senatördü. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünyada gitgide artarak artmaya yatkın cepheleşmede Doğu Akdeniz ve S-400 meselesi ile ilgili neler bildirmek istersiniz?” sorusu üstüne, şunları kaydetti:

“Bu zat, Türkiye düşmanı olan bir zattır. Böyle bir zatın, senatoya getirmiş olduğu bu tehdit Türkiye ile ABD ilişkilerini neredeyse bozmaya yönelik hesapsız bir tehdittir. Ben inanıyorum ki Sayın Trump bu oyuna gelmeyecektir. Bu oyunu da bozması gereken Sayın Trump’ın buradaki taktikleri olacaktır. Bozması gerekir diye düşünüyorum. Bir senatörün bu noktadaki yaklaşımları Türkiye-ABD ilişkilerini asla bozmamalı. Güney Kıbrıs ile ilgili konuda ise maalesef yeniden bir Cumhuriyetçi olması hasebiyle gündeme getiriyorum Sayın Bush döneminde, o zaman Bush’un, Colin Powell’a bir talimatı vardır. Bizim tam Kıbrıs’taki olayları gündemde tuttuğumuz bir zamandı. O süre da bu problem çözülemedi. Çünkü AB’de bize yeniden büyük oyun oynandı. Kıbrıs’ta yine büyük oyunlar oynandı. acilen benzer taktikler, benzer oyunlar oynanmaya çalışılıyor. Neresinden gidersek gidelim burada bütün mesele bizim duruşumuzdur. Bu duruşumuz doğruca Allah’ın izni ile bunları aşarız.”

Bölgede yeni gelişmelerin yaşandığına ve bu yeni gelişmenin Yunanistan’daki seçimler olduğuna değinen Erdoğan, “Miçotakis yönetiminin nasıl bir şart ortaya koyacağı, nasıl bir gelişme Yunanistan’da olacağı… Yaptığımız görüşmeye baktığımızda birbirimize karşısında hoş ifadeler kullandık. Temennim odur ancak kendileri de bu ifadelerine vefalı, sahip elde etmek suretiyle adımlar atarsa, Yunanistan-Türkiye arasındaki ilişkileri çabucak daha iyi bir konuma taşırız. Bu konuda görevlendirmeler yaptık. Bu görevlendirmelerle birlikte iki taraflı olarak görüşmeler yapılacak. Yeni dönemde Yunanistan bizden ne istiyor? Biz Yunanistan’dan ne istiyoruz? Bunları heyetlerimiz, arkadaşlarımız görüşecekler. Buna tarafından adımlarımızı atacağız.” diye konuştu.

“NATO’NUN MUTLU OLMASI LAZIM”

“S-400’ü almamız NATO’nun geleceğini nasıl etkileyecek? AB’nin yaptırımları gündeme gelirse, AB üyesi ülkelerle savunma işbirliklerimiz etkilenir mi?” sorusu üstüne Erdoğan, şunları söyledi:

“NATO’yu nasıl etkiler noktasında, NATO’yu zinde etkiler. NATO’nun bundan mutlu olması lazım. NATO’nun en kuvvetli ayağı 3-5 ülke varsa, bunun bir adam başına Türkiye’dir. Hele hele bu bölgede Türkiye NATO’nun en enerjik ayağıdır. Ödeme planlarına baktığımız zaman ABD’den sonra 2. ve ya 3. sırada ödemelerini en sağlıklı şekilde yapan ülke de Türkiye’dir. Avrupa’nın ünlü zenginleri var ya onların hiç birisi bizim gibi ödeme yapmıyor. Bu cins vecibelerini yerine getiren Türkiye’ye karşısında aldığımız bu S-400’ler araç gereç noktasında da emniyet noktasında da savunma sistemleri noktasında da enerjik olmamız kime kuvvet katacaktır? bununla beraber NATO’ya zorlama katacaktır. acilen bizim en huzursuz anımızda savunma sistemlerini istediğimizde 4 ülke bize patriotlar noktasında takviye verdi. Bunlar da ne denli dinç olacak o da bambaşka düşündürücü bir konumda. Süreler yakın her an çekilebilir durumdalar.”

AB üyesi ülkelerin ellerindeki en büyük silahlarının ekonomik yaptırımlar olduğunu açıklayan Erdoğan, “Yeter fakat benim milletim notumuzu düşürmesin. Onların not düşürmesi bizi o kadar ilgilendirmiyor. şimdi bizim enflasyonumuz 15,7’ye düşmüş vaziyette. Bu yıl sonuna kadar hedefimiz tek haneli rakama enflasyonumuzu devirmek. Tek haneli rakama enflasyonumuzu yıl ardına kadar düşürdüğümüz anda, faiz oranlarında sene sonuna kadar belli bir hedefimiz var. Bunu da başaracağız. Ciddi manada bunu düşüreceğiz. Bu düştüğü anda enflasyonun önemli manada düştüğünü göreceksiniz. Şu andaki hedeflerimizi belirledik. Adımlarımızı buna kadar atacağız” diye konuştu. AA

Anahtar Kelimeler:
Pes
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.